Altmış yıllık bir dost, insanın hayatından ölümle çıkmaz, çıkamaz...

16-01-2017
625 okunma

Yaşadığım müddetçe de anılarıyla benimle beraber olacak. Ülkemizin efsane gazeteci-yazarlarından biri olan Mete Akyol işte böyle bir dostumdu. Tabiri caizse ‘kadim dostumdu’. İnanılmayacak kadar zor günlerde veya neşeli anlarımızda Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nden Körler Okulu’na, Sanat Güneşi’nden Anadolu ozanlarına hemen hemen her konuda zirveden, sokakta yürüyen kişilere, ayakta alkışlanan mega starlardan, hapishane köşelerine düşmüş gençlere kadar taklit edilmesi zor olan bir üslupla onları yazan, en güzel fotoğraflarını çeken, dostumun bir olayını içime hiçbir zaman sindiremedim. Kanal 6’da yapılan Zeynep Özal röportajını, BBC’de yayınlanan Lady Diana röportajı kadar kaliteli yani, her soruyu her teferruatı terbiye çizgisi içinde bir insana nasıl soru sorulacağını ders verir gibi yaptı. Tam not... Yani on üzerinden on...

Ne var ki, röportaj yapmayı karşısındakine hakaret etmek, bağırmak, çağırmak ilkelerini benimsemiş birçok zavallının hışmına uğradı. Bu zarafeti anlamayanlar içinde ne yazık ki basın dünyasının popüler isim yapmış kişilerinden de bazı zavallılar çıktı. Ben onlara anlatmaya çalıştım. BBC röportajında spiker Lady Diana’ya “yüzbaşı ile ilişkiniz daha ileriye gitti mi?” diye sordu. O da cevap olarak “evet” dedi. Herhalde adam yattınız mı, kalktınız mı, nasıl seks yaptınız” diye soracak hali yoktu. Anlayan için yeterli bir soruydu. Çünkü her şey anlaşılıyor. Mete Akyol, Zeynep Özal’a hemen hemen her soruyu sordu. Fakat bunu öyle bir üslup ve terbiye içinde yaptı ki; demek ki bunu izleyen ünlü gazeteci arkadaşlarımız da kendi mesleklerinden çok uzaktalar. Veya bugünkü hale gelmemize o gibi insanların anlayışsızlığı sebep oldu. Çünkü artık hiç soru soramaz hale geldiniz. İşte bu olay benim Mete Akyol’un hayatında, unutamadığım, meslektaşlarımı suçladığım, hatta biraz daha ileri giderek insanları suçladığım bir olaydır.

Türk basın ve televizyon dünyasının duayeni, Doğan Holding Onursal Başkanı; Mete Akyol için "Farklılık yaratan, usta bir kalemdi. Gazetecilik mesleğine tutku ile bağlıydı. Yaptığı haber ve röportajlar bugün dahi hafızalarımızda yerini koruyan izler bırakmıştır. Her dönemde gazeteci olarak saygınlığını ve tutarlılığını korumuştur. Mesleğine kendi kişiliği ve haysiyetiyle sahip çıkmasını bilmiş ve beni derinden etkilemiştir. Nur içinde yatsın. Yeni kuşak gazeteciler Mete Akyol örneğinden çok ders alabilirler. Akyol; Türk basın tarihinde yerini almıştır" sözleri ile verilen yüzlerce beyanat içinde benim gönlümde ilk yeri alan açıklamadır.

Mete hayatta çok şanslıydı. Çünkü O’nun arkasında, yanında, elini tuttuğu bir Gülçin Akyol vardı. Allah herkese böyle bir eş nasip etsin. Doktor oğlu Ufuk Akyol “hiç acı çekmeden, bir anda gitti” dedi. Kendisine “darısı benim başıma” diyerek cevap verdim.

Sonsuza kadar yatacağı Büyükada’da ışıklar içinde yatsın, sonsuza çıktığı bu yolculukta can dostum, nur içinde yatsın. Tanrı’dan rahmet dilerim.