Yedi Kocalı Hürmüz Tekrar Sahnede

02-02-2018
1041 okunma

İyi varsın Müjdat...

Yedi Kocalı Hürmüz’ü son 40 yıl içinde kaç defa izlediğimi hatırlamıyorum. Galiba ilki Altan Karındaş’ın oynadığıydı. Hani çok iyi bildiğiniz, her zaman yediğiniz bir yemek önünüze çıktığı zaman büyük bir farklılıktaki bir tat alınca insanda bir tebessüm, bir mutluluk olur ya...

Müjdat Gezen Yedi Kocalı Hürmüz’ü adeta yeniden yazmış, fevkalade bir ritimle bugünün disko ritmi diyebilirim... Bu denli canlı olarak bu eseri sahnelemiş. Afişte en üstte yazılmalıydı, sahneye koyan Müjdat Gezen diye..

Oyunun kadrosunda Birce Akalay, İlker Ayrık, Yonca Evcimik, Ercan Bostancıoğlu, Suzan Kardeş, Ömür Arpacı, Mehtap Ar, Arzu Okay, Can Bana, Aykut Taşkın, Barış Taşkın, Cengiz Okuyucu ve Cengiz Gezgin yer alıyorlar. Hepsini ayrı ayrı kutluyorum. 50 yıllık dostum Ercan Bostancıoğlu’nu nam-ı diğer Ateşböceği Ercan’ı, sinema devrinden ve bıraktığı zamandan da Paris’ten arkadaşım olan Arzu Okay’ı sahnede görmek mutluluğumu daha da fazlalaştırdı. Birce Akalay’ı daha önceden hiç tanımıyordum. Oyunun sonunda Birce ile Yonca’yı tebrik ederken söylediğim sözü tekrarlamak isterim “Sevgili Birce Akalay, şayet eski gazino sistemi Türkiye’de bugün de var olsaydı herkesten önce Fahrettin Aslan Bey, gelir sana Maksim’in assolistliğini teklif ederdi” dedim.

Yonca’ya gelince de dansçılıktan Abone’ye geçtiği dönemden bu yana kendisini şarkıcı olarak hiç seyredememiştim. Bir oyunun en büyük başarısı onun cast çalışmalarıyla başlar. Müjdat Gezen her rolü oynayanla eminim tek tek ilgilendi. Ve onların bu büyük başarısında öğretmenleri olarak alkışlanmalarında ayrıca bir paya sahip oldu. İlker Ayrık’ı Altın Kelebek Ödül Töreni’nde tanımıştım. Kendisine şu cümleyi söylemiştim; “sakın olma merakına düşme, sen çok iyi bir oyuncusun, bu meslekte en mühim olan da budur”, benim bu cümleme karşılık her zamanki sempatikliğiyle bana sarılıp iki yanağımdan öptü.

Bu oyunu izlediğim zaman, İlker’e söylediğimin ne kadar doğru ve isabetli olduğunu kendime de ispatlamış oldum.

Gençlik, askerlik ve ondan sonraki uzun yıllar sevgili arkadaşlarımın en önde gelenlerinden biri Atilla Özdemiroğlu’ydu. Oyun başlayıp da onun güzel bestesi salondaki insanların alkışlarıyla karışırken benim de gözlerim doldu. “Sanatçılar eserleriyle yaşarlar” ne güzel bir cümledir. Çünkü onlar ölmezler.

Ercan Bostancıoğlu’nu izlerken aklıma Berber rolünü inanılmaz bir başarıyla oynayan ve O’na kişilik veren arkadaşım Birkan Özdemir aklıma geldi. Hem Galatasaray Lisesi’nden hem de asker arkadaşım olan Birkan’ı çok genç yaşta kaybettik. Berber karakterini kekeme olarak ilk kez oynayan da Birkan’dı. Daha sonraki yıllarda dünyanın bir çok yerinde Club Med’in sanat yönetmeni olarak da görev yaptı. Dünya ne kadar küçük... Fildişi Sahili’ne gittiğimde kendisiyle orada buluşmuştuk.

Bu oyunu seyreden herkesten farklı olarak o kadar çok şeyi 3 saat içinde yaşadım ki tekrar Müjdat Gezen’e ve sanatçılara teşekkür ediyorum. Bir teşekkürüm daha var... Tiyatro salonlarına muhtaç olduğumuz bir dönemde İstanbul’a Tim’i kazandıran Sayın Türker İnanoğlu’na.

Büyük dostuma yıllar önce siz Bay Sinemasınız dediğimde “bana lakap taktın Erkan” demişti. Daha sonraki yıllarda hayatı kitap olduğu zaman bu ad kitabın adıydı. Bana bu eseri imzalarken bak taktığın isim kitap oldu diyerek imzalamış ve her zamanki zarafetini bir kez daha göstermişti.